Arzuhalcilik Mesleği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yasal zeminde varlığını sürdürmektedir. Bu mesleğin temel ve yegane faaliyet alanı vatandaşların çeşitli resmi mercilere sunacakları dilekçelerin kaleme alınmasıdır. Arzuhalcilik mesleği bilhassa 1997 yılından itibaren bazı illerin Baro Başkanlıkları tarafından 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu ile ilişkilendirilmeye çalışılmış ve bu durum arzuhalcilik faaliyetlerinin avukatlık mesleğinin alanına girdiği gerekçesiyle şikayetlere konu olmuştur.
Söz konusu şikayetler neticesinde açılan davalarda, mahkemelerce yapılan değerlendirmeler sonucunda arzuhalcilerin dilekçe yazım faaliyetinin vatandaşların anayasal güvence altındaki hak arama özgürlüğüne destek sağladığı ve bu faaliyetin 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu ile herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı yönünde hüküm tesis edilerek arzuhalci meslek mensuplarının beraatlerine karar verilmiştir. Bu kararlar arzuhalciliğin yasal bir meslek olduğu gerçeğini bir kez daha teyit etmiştir.
Günümüzde, internet ortamında dolaşan ve gerçeği yansıtmayan, yanlış, yanıltıcı bilgilere itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Bu türden dezenformasyonlara karşı doğru ve güncel bilgiye ulaşmak isteyen vatandaşların arzuhalcilik mesleğinin yasal statüsü hakkında güvenilir kaynaklara başvurmaları tavsiye olunur.
Arzuhalcilik mesleğinin özünde bulunan dilekçe yazım faaliyeti 1997 yılından bu yana Türkiye’nin farklı illerindeki Baro Başkanlıkları tarafından Avukatlık Kanunu ile ilişkilendirilmeye çalışılan süreklilik arz eden bir sorun teşkil etmiştir. Bu sorunun temelinde adliye çevrelerinde faaliyet gösteren ve “dilekçe yazılır” ibareli tabelalarla müşteri çekmeye çalışan arzuhalcilerin dilekçeleri uygun fiyatlarla kaleme almaları yatmaktadır. Bu durum arzuhalcilik mesleğinin yaygınlaşmasına zemin hazırlamış ve müteakiben avukat sayısında artış gözlemlenmiştir. Ancak, arzuhalcilerin dilekçe yazım faaliyetlerinin Avukatlık Kanunu ile ilgisi olmadığı 1997 yılında açılan kamu davası sonucunda verilen beraat kararında açıkça belirtilmiştir. Bu karar, arzuhalciliğin yasal bir meslek olarak varlığını sürdürmesinin hukuki dayanağını oluşturmaktadır.

Arzuhalcilik Mesleği Devam Edecektir
Dilekçelerin Türkçe dil bilgisi, hukuki prosedür ve yasal mevzuata uygun biçimde yazılması önem arz etmektedir. Bu nedenle Arzuhalcilik Mesleğini iyi bir şekilde icra edenlerin hukuki bilgisi de bulunmalıdır. Arzuhalcilik yapanlar, dilekçenin içeriğini titizlikle kontrol etmeli ve gerekli düzeltmeleri yaparak dilekçe sahiplerine teslim etmelidir. Uygun ücretler karşılığında vatandaşlara yardımcı olmak Arzuhalcinin temel misyonu olmalıdır.
Dilekçe Yazım İşlemi Konusunda Tekel Kurum Yoktur
İsteyen dilekçesini kendi yazar, isteyen arzuhalciye yazdırır. Dilekçesini yazmak için yardıma ihtiyaç duyanlar ekonomik koşullara göre tercih yapmaktadır. Ekonomik koşullar karşısında herkesin maddi açıdan iyi durumda olmadığı gerçektir.
Fiyat Politikası Bireylerin Tercihlerini Etkiler
Günümüzün ekonomik koşullarına göre Fiyat politikası bireylerin tercihlerini doğrudan etkilemektedir. Dilekçenizi yazdıracağınız kişi kim olursa olsun mesleki başarısını da göz önünde bulundurmanız gerekir. Bir dilekçe yazdırmak için yardıma ihtiyacınız varsa, dilekçe yazdırmak istiyorsanız; fiilen Dilekçe ve Yazı işleri ile ilgili faaliyette bulunan kişileri tercih etmenizde fayda vardır. Dilekçenizi daha ucuz ve daha hesaplı yazdırmak için tercih hataları yapmanız ileride olumsuz sonuçlarla karşılaşmanıza neden olabilir.
Arzuhalcilik Yapanlar İle İlgili Beraat Kararları
Beraat kararlarının bir kısmı bu sayfada mevcuttur. Ankara Barosu Başkanlığı ve Bursa Barosu Başkanlığının şikâyeti sonucunda dilekçe yazan Arzuhalciler hakkında 1136 Sayılı Avukatlık Yasasına Muhalefet ettikleri iddiası ile (boş yere) açılan ve BERAAT kararı ile sonuçlanan kamu davalarının tarihlerini, esas no, karar no bilgilerini aşağıda paylaşıyoruz.
- Bursa Altıncı Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.1998 tarihli, 1997/1293 Esas, 1998/1310 Karar sayılı kararı BERAAT ile sonuçlanmış ve Bursa Barosu Başkanlığının Yargıtay yoluna başvurusu Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 12.09.2000 tarihli, 2000/7099 Esas, 2000/10869 Karar sayılı kararı ile reddedilmiştir.
- Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2003 tarihli, 2001/1254 Esas, 2003/655 Karar sayılı dosyası BERAAT kararı ile sonuçlanmıştır.
- Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.07.2006 tarihli, 2005/895 Esas, 2006/549 Karar sayılı dosyası BERAAT kararı ile sonuçlanmıştır.
- Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2006 tarihli, 2004/1054 Esas, 2006/815 Karar sayılı dosyası BERAAT kararı ile sonuçlanmıştır.
Dilekçe yazan Arzuhalciler hakkında şikâyetler sonucunda iddianame düzenlendiği ve 2001 yılında 123 tane Bursa Barosu Avukatının müşteki ve müdahil olarak gösterildiği davada verilen Beraat kararının gerekçesi aşağıda paylaşılmıştır.
Arzuhalcilik Yapanlar İle İlgili Mahkeme Kararının Gerekçesi
Sanıkların dilekçe yazdıkları belirtilmektedir. Hak arama hürriyetini düzenleyen Anayasamızın 36 maddesinde herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Sadece dilekçe yazmak avukatlık görevi değildir. Avukatın görevleri avukatlık yasasında geniş olarak yazılmakta olup özetle vatandaşa hukuki yardımda bulunmaktır. Dilekçe yazmak hukuki bir yardım olmayıp sadece adliyeye değil mülki, idari, askeri, mali makamlara da yazılıp verilmektedir. Bunun da adı arzuhalcilik olup vatandaşın halinin makama arzı anlamına gelmektedir. Vatandaş dilekçesini kendisi yazamayabilir. İsteğini, derdini dilekçeye yansıtabilecek kültür seviyesinde olmayabilir. Bunu sağlamak için de dilediği kişiye dilekçesini yazdırabilir. Dilekçe yazan kişi vekil değildir, avukatlık görevi de yapmamaktadır. Bu anlamda dilekçe yazanın suç işlediğini kabul edersek dilekçe yazdıranın da hak arama özgürlüğünü elinden almış oluruz ki bu da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesine aykırılık olur. Sanıkların 1136 sayılı yasanın 63 maddesinde belirtilen avukatın görevlerini yaptığına dair yeterli delil ve belirti elde edilemediğinden sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir.
Karardan da anlaşılmalıdır ki; Vatandaşların hak aramak hürriyeti ile ilgili dilekçe yazdırma hakkını engelleyebilecek hiçbir güç yoktur.
Fazla sayıda mahkeme kararı bulunmaktadır. Yukarıda paylaşılan örnek karar gerekçesinde; Arzuhalcilerin mahkemelere hitaben dilekçe yazım işleminin avukatlık kanunu ile ilgili olmadığı belirtilmiştir. Vatandaşın istediği kişiden yardım alabileceği, dilekçesini istediği kişiye yazdırabileceği açıklanmıştır. Dilekçeyi yazan Arzuhalci yaptığı işe gerekli özeni gösteriyor mu? Deneyimli bir Arzuhalci mi? Tecrübesi var mı? bu soruların yanıtlarına “evet” cevabını aldıktan sonra dilekçe yazdırılması gerektiğine inanıyoruz.
Türkiye’nin çeşitli illerinde Arzuhalcilik faaliyetinde bulunanlar ile ilgili 1136 Sayılı Avukatlık Kanununa Muhalefet iddiası ile iddianameler düzenlenerek davalar açıldığı görülmüştür. Bu tür davalar 1997, 2001, 2004, 2005 yıllarında olmak üzere 20 yıldan daha uzun süre önce açılmış ve beraat kararı ile sonuçlanmıştır.
Arzuhalcilik Osmanlı döneminden beri devam eden bir meslektir. Arzuhalcilik mesleğini kötüleyici nitelikle olan yalan/yanlış haberlere itibar etmeyiniz.
Arzuhalcilik ile ilgili daha fazla bilgi almak için: Arzuhalci Nedir sayfasını ziyaret etmenizi öneririz.

